Ana yönlendirme menüsünü atla Ana içeriği atla Site alt kısmını atla

Cansız Bedenin Sanatın Konusu Haline Gelmesi ve Post Mortem Fotoğraf

Cilt 5 Sayı 27 kapak

Öz

Ölüm ve sonrası, yaşamın doğal bir parçası olarak insanoğlunun var oluşundan beri her zaman cevaplandırmaya çalıştığı ve asla cevaplayamadığı bir olgu olarak yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçasıdır. “Yaşıyor olmak” durumunun tam tersi olmasına karşın ironik biçimde yaşam pratiklerinin bir çoğunda ölüm kavramının yansımalarını bulmak mümkündür. Tarih öncesi insan yaşamına dair edinilen bilgilerde, mezarların ve defin işlemi sırasında ölünün yanına bırakılan eşyaların önemli bir yeri vardır. Antik çağlardan günümüze kalan en önemli yapılardan anıt mezarlar, zigguratlar, piramitler, lahitler, mezar taşları da ölüm ve sonrasıyla ilintilidir. Hayattan ayrılmaz bir parça olarak ölüm ve dolayısıyla cansız beden, mimaride olduğu gibi sanatın da konusu haline gelmektedir.Sanatın konusu olarak, Antik Roma döneminde, ata kültü ritüeli olarak cansız bedenin yüzünden balmumu kalıp kullanılarak çıkartılan portre; Rönesans dönemi ve sonrasında cansız bedenin yağlıboya portresinin yapılması gibi bir çok farklı örneği olmasına rağmen en çarpıcı ve sıra dışı uygulama alanını fotoğrafın icadıyla beraber cansız bedenin fotoğraflanma işlemi olan post mortem fotoğrafla yaşamaktadır. Özellikle 19. yüzyılda ölü bedenin temiz günlük kıyafetlerle, makyajlanarak, hayattaymış gibi poz verdirilerek ve diğer aile bireyleriyle beraber fotoğraflanmasıyla ortaya çıkan post mortem fotoğraf dönemin şartları gereği hayatını kaybeden aile bireyinin anısını yaşatmak amacıyla kullanılmaktaydı. Günümüz fotoğraf sanatında ise bir çok sanatçı cansız bedeni (veya cansız gibi duran bedeni) ve beden parçalarını çalışmalarının konusu haline getirmektedir. Cansız bedenin ve beden parçalarının estetize edilerek fotoğraf sanatının konusu haline gelmesinin tarihsel süreci ve günümüz fotoğraf sanatında konusu post mortem fotoğraf olan sanatçılarının yapıtlarının irdelenmesi, “Cansız Bedenin, Sanatın Konusu Haline Gelmesi ve Post Mortem Fotoğraf” başlıklı çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler Fotoğraf, Post Mortem, Cansız Beden

Abstract

Dead Bodies Becoming a Subject of Art and Post Mortem Photography?

As a natural part of life; death and beyond is a phenomenon, in an inseparable part of lifecycle, which human being struggle to find an answer through its existence and never could. As an exact opposite “Being alive”, ironically death concepts reflections can be found in many life practices. In the information obtained from prehistoric human life, the graves and the belongings which are left aside the dead during the burial process, has an important place. The mausoleums, ziggurats, pyramids, sarcophaguses and tombstones which extant from the ancient eras to today, are related with death and beyond. Death as an inseparable piece of life, therefore dead body, become a subject of art as in architecture. As a subject to art, in the Ancient Rome’s ancestor cult ritual, the portrait that was moulded from dead body’s face; and also Renaissance era and beyond, where the dead body portraiture in oil paint with many different examples. However the most striking and extraordinary application areas exist with the invention of photography, where the dead body photographing process known as post mortem photography. Post mortem photography emerged especially in the 19th century, where the dead bodies were posed in daily clothes, with make-up as if they were alive and were photographed together with other family members; used to embalm the family member according to the conditions of the photography era. In todays art of photography, many artists use dead bodies (or bodies that look like dead) and parts of body as a subject to their works. The historical process of aestheticized dead body or parts of bodies which become a part of art of photography and scrutinizing the works of today’s post mortem photographers, build the aim of this study.

Keywords Photography, Post Mortem, Dead Body

PDF