Galeri Müze ve Kurumsallık Karşıtı Direnişler Bağlamında Sanatçının Özerkliği
Öz
Platonun ideal devlet anlayışında sanat/ sanatçı, her türlü siyasetten bağımsız olma hakkını içeren özerk yapılanmadan uzaktır ve sanat tümüyle iyi yurttaşların eğitimine bağımlı bir görev yüklenmelidirler. Bu durum, antik Yunan dünyasından modern zamanlara kadar, sanatçılarla filozoflar arasında, devlet yönetimindeki üst düzey siyasi kararlarda söz hakkına sahip olma konusunda bir uzlaşmazlık zemini olarak var olagelmiştir. Ancak, Aydınlanmayla birlikte gelişen Modernist düşünüden itibaren sanat ve siyaset, sürekli bir ilişki içerisinde olmuştur. Modernist derken, modern anlamda siyasetin oluşmasıyla başlayan dönemi kastediyoruz, yani ulus-devlete dayalı iktidar tarzının yerleştiği dönem. Bu dönemde sanat, ulus-devletlerin kimlik inşasında etkili bir araç olmasıyla başlar. Böylelikle birbirini izleyen üç sanat-siyaset rejiminden söz edilebilir ki, bu rejimler aynı zamanda galeri ve müzelerin ideolojik karakterini oluşturur. Sanat ve siyaset ilişkisine dair bu üç model şu şekilde ifade edilebilir: Ulus-devlet modeli, Özerklik ve Avangard.Modern anlayışta ilk model, Platoncu yaklaşımı tekrar eder. Sanata devletin haşmeti nakşedilir ve böylece devletin muazzam gücünü temsil edecek ideal bir ulus yaratılır ve sanat bu mükemmeliğin kanıtlayıcısı olur. İkinci model, bu uzlaşmazlık zemini üzerinde var olagelen gerilimi, yani sanat ile siyaset arasındaki gerilimi, her birini kendine göre kuralları olan ayrı alanlar haline getirerek çözme yoluna girmiştir. Sanat estetik özerklik kategorisi içinde tanımlanıp, yeni modern yaşam için, bağımsız, kendi içine kapalı bir -görme rejimi- olarak siyasetten ayrılır, modern zamanların tinsel aynası mertebesine yükseltilir. Üçüncü modelde, sanat kendisine bahşedilen bu kutsi özerklik içerisinde yaşamdan kopuk olduğu gerekçesiyle eleştirilir.Yeniden toplumsallıkla, hayatla bütünleştirilmesi gayesiyle siyasetle birlikte anılmaya başlar. Bu durum Avangardizmin başlangıcını oluşturur. Sözü edilen bu her üç sanat-siyaset rejimine bağlı olarak galeri, müze ve sanat kurumlarının görme-gösterme stratejileri, bağımlılıklar geliştirme üzerine kuruludur. Günümüzde sanat-kültür kurumları aynı bağımlılıkları geliştirme yönünde inceltilmiş stratejilerle yollarına devam etmektedirler. Sanatın- sanatçının bağımsızlık içeren talebi nasıl ortaya konulacaktır? Sanatçının özerkliği meselesini, modernizmin demokratikleştirilmesiyle ele birlikte almak, anlamlı bir çağdaş zaman ve mekanın inşasında gerekli bir değer olarak ufuk açıcı olabilir.
Anahtar Kelimeler Sanat Kurumları, Sanatçının Özerkliği, Demokratik Kültür
Abstract
Artist’s Autonomy in the Context of Resistances Against Gallery, Museum and Institutionalism
In Plato’s practical theory of ideal state, art/ artist is away from the autonomous structuring including the right to be independent from any kind of politics and it should be in charge of a duty depended on educating the good citizens entirely. This situation has been proceeding from Ancient Greek to modern times among philosophers and artists as an intransigence stage regarding their right to speak about higher level political decisions in state government. However, art and politics have been in a constant relationship since the modernist ideology developing with the enlightenment. When we say modern, we refer to the period when modern politics comes in to play. In other words, it is the period that nation-state ruler ship is adopted. In this period, art becomes an essential tool for identity formation of nation-states. Thus, it can be suggested that there are three consecutive art and politics regimes that forms the ideological identity of galleries and museums as well. These three regimes related to art and politics could be represented as the model of state nation, autonomy and avant-garde. The first model in modern approach repeats Platonism. The grandeur of the state is embroidered in art and an ideal nation that represents the magnificent power of the state is created. Therefore, art becomes an evidence for this perfection. The second model resolves the tense in intransigence stage, which exists between politics and art, by categorizing separate disciplines having their own rules. Art is identified in autonomous aesthetics category and it differs from politics as a free, and a reserved sight regime within itself. It is edified on a higher level as a spiritual mirror in modern times. In the third model, art is criticized for being away from life in this sacred autonomy endowed to it, and it is referred with politics for the purpose of community and integration of life once again. This case originates the inception of Avant-garde.The sight or display strategies of galleries, museums and art institutions related to these three art-politics regimes mentioned before are based on developing relationships. Art and cultural institutions in this day and age move on with the refined strategies developing the same dependencies. How will the demand of art- artist which involves freedom be manifested? The concern of the artist autonomy could be an eye-opening opportunity as necessary value for building the contemporary time and space via democratization of modernism.
Keywords Art Intuitions, Autonomy of the Artist, Democratic Culture