Ana yönlendirme menüsünü atla Ana içeriği atla Site alt kısmını atla

CEVHER (FARGEAT, 2024) FİLMİNDE AMERİKAN RÜYASI'NIN ELEŞTİRİSİ OLARAK MAKSİMALİST ANLATI VE ESTETİK

Cilt 14 Sayı 116 kapak

Öz

Sinemanın biçim ve içerik etkileşimi, anlam inşa etme sürecinde kritik bir rol oynamaktadır. Görsel ve anlatısal unsurların bir araya gelerek izleyici üzerinde bıraktığı etki, özellikle belirli ideolojik söylemleri yansıtma ve eleştirme açısından önemlidir. Coralie Fargeat’ın Cevher (2024) filmi, Amerikan Rüyası mitosunu çözümleyen maksimalist estetiğiyle bu dinamiği gözler önüne sermektedir. Maksimalizm, aşırı süsleme, cesur renk paletleri ve gösterişli görsel tasarımlarıyla karakterize edilen bir estetik anlayışıdır. Bu stil, Amerikan Rüyası’nın göz alıcı fakat nihayetinde çoğunlukla hayal kırıklığı yaratan doğasını vurgulamak için güçlü bir araç sunmaktadır. Geleneksel olarak toplumsal yükseliş ve maddi başarıyla ilişkilendirilen Amerikan Rüyası, sinemada genellikle cazip ancak ulaşılması imkânsız bir hedef olarak sunulmaktadır. Bu çalışma, Fargeat’ın maksimalist anlatımının Amerikan Rüyası’nı eleştirmek için nasıl uygun bir araç haline geldiğini öyküsel analiz ve misansen analizi yöntemlerini kullanarak analiz etmektedir. Amaçsal örneklem yoluyla seçilen Cevher (Fargeat, 2024) filminde yer alan hızlı kurgu, grotesk makyaj tasarımı, abartılı oyunculuk performansları ve rahatsız edici sahne tasarımları gibi unsurların anlatıda yer alan temel anlamları nasıl ilettiği incelenerek, filmin görsel aşırılıklarının bu mitosu nasıl çarpıcı biçimde inşa edip çökerttiği araştırılmaktadır. Sonuç olarak, Cevher’in (Fargeat, 2024) anlatısı ve estetik tercihleri, maksimalist bir üslup ortaya koyarak Amerikan Rüyası’nın cazibesini ve kaçınılmaz çöküşünü gözler önüne sermektedir.\nAnahtar Kelimeler: Sinema, Amerikan Rüyası, maksimalizm, anlatı, mizansen\n

Abstract

MAXIMALIST NARRATIVE AND AESTHETICS AS A CRITIQUE OF THE AMERICAN DREAM IN THE SUBSTANCE (FARGEAT, 2024)

The interaction between form and content in cinema plays a crucial role in the process of meaning-making. The interplay between visual and narrative components, and their effect on the audience, are of particular significance in the reflection and critique of specific ideological discourses. Coralie Fargeat's The Substance (2024) is a pertinent example of this dynamic, through its maximalist aesthetic, which deconstructs the myth of the American Dream. The maximalist aesthetic is characterised by excessive ornamentation, bold colour palettes, and elaborate visual designs. This stylistic device serves to underscore the allure of the American Dream, which, as the film illustrates, is ultimately a fallacy. The American Dream, long associated with social mobility and material success, is frequently depicted in cinema as an alluring but unattainable ideal. This study employs a dual-pronged approach, combining narrative and mise-en-scène analysis to unravel the effectiveness of Fargeat's maximalist storytelling in critiquing the American Dream. The study employs purposive sampling to analyse The Substance (Fargeat, 2024), with a focus on elements such as rapid editing, grotesque makeup design, exaggerated acting performances, and unsettling scene compositions. These elements are then analysed in terms of how they convey the film's underlying meanings and how its visual excess constructs and ultimately dismantles the myth of the American Dream. In conclusion, the maximalist narrative and aesthetic choices of The Substance (Fargeat, 2024) reveal the allure and the inevitable downfall of the American Dream. \nKeywords: Cinema, American Dream, maximalism, narrative, mise-en-scène\n

PDF